Burada da hiç merak etmeyeceğiniz fotoğraflar paylaşıyorum

Instagram

Wednesday, August 21, 2013

Dondurucuya attığım duygular

89- klavyemde tam 89 karakter var, daha önce hiç ilgimi çekmedi saymak ama yazmak benim için
çocuk oyuncağı iken saatlerdir yapabildiğim tek şey parmaklarımı tuşların üzerinde gezdirmek oldu. Karakterler bile yanaşmıyor duygularıma.

Kendimi F' komutları gibi hissediyorum..


Fiziksel olarak tatile gidemedim ama en azından ruhumun bir astral seyahat yapmasını tercih edebilirdim. Düşüncelerime dört ayak takıp çıkıp dolaşsınlar istedim. Beni bir an olsun yalnız bırakmadılar. 
Beynim , bedenim , kalbim ilk defa bu kadar yorgun..Güçlü görünmek çok yıpratıcı..

Dün akşam annemle kalabalığın içinden geçerken gözyaşlarımı daha fazla tutamadım
,güçsüz mü kaldım o kadar ?
yoksa çaresiz mi..

Düzenli olarak her gün ağladım.Gözlerim o kadar şişti ki, sabahları açamadım. Sınır koymadım gözyaşlarıma, yeter demedim aksine aksın istedim. Bir kaç ay oldu, sadece bir kaç ay. Ve ben bir kaç aydır bu şehirde, kendi başıma ne yapacağımı ve zamanı nasıl akıtacağımı düşünerek dolaşıyorum. Mutsuz değilim. Suratımı asmıyor, somurtmuyor ya da ağlamıyorum. Geri dönmek mi ? Hayır. Burada kalmak, bu güzel şehirde yaşamak istiyordum. Sadece özlüyordum, hepsi bu. Acıtmıyordu canımı pek, beklendiği kadar ağır gelmeyecekmiş gibiydi.

Öyle olmadı düştüm ağır düştüm yaslandığım omuzlar "Aradığınız kişiye şuan ulaşılamıyor" olmuştu.
"Lütfen sonra tekrar deneyiniz" dedi.. Biraz daha ağladım sonra tekrar denedim yine aynı sesti, telesekretere dur bari sen dinle demek istedim.. 

Tanımadığım bir adamın yatağı bana ortak oldu
 ondan habersiz günlerce uyudum, onun yastığına akıttım gözyaşlarımı 
gidip özür dilemek isterdim 
onun sevebileceği tarzda nevresim takımı alıp ona hediye etmek isterdim
biliyor musun sen yokken yatağın beni yalnız bırakmadı demek isterdim
sadece isterdim..











"Mide ağrıları yerini hayal bozukluklarına bırakırken" ciğerime cuk diye oturan şarkıdan bir kesit..


Dondurulmuş yiyeceklerden dolayı hayata farklı bir umut bağlama hatamızdan daha önce bahsetmiştim. Üretici firmalar bize böyle bir şey vaad etti; “yiyecekleri dondurup tadı bozulmadan istediğin kadar saklamak ve tadını almak istediğin zaman onları çıkarıp yemek”. Ama biz bunu çok yanlış anladık. Sandık ki her yerde yapabiliriz bunu. Hemen duygularımıza uyarladık. 
“Şimdi kötü hissetmeyeyim, daha sonra üzülürüm buna, şu an yoğunum” dedik. 
Ya da sizi bilmem ama ben dedim en azından.
Ben dedim ve hayatıma bir keşke kattım. Şimdi diyorum ki keşke, keşke o zaman üzülseymişim. Keşke bütün derdim oymuş gibi ona üzülseymişim. Keşke şu an başım kalabalık ve daha zor şeyler yaşıyorum buna üzülmeye vaktim yok demeseymişim. Keşke sabah alarmı erteler gibi ertelemeseymişim hislerimi. 
Kötü, çok üzgün, perişan, sürekli düşünen yahut ölecek gibi değilim. Ama zamanında kabullenmeyip dondurucuya attığım duygularım sanırım artık erimeye başlıyor. Hakkında hiçbir şey duymak istemiyorum mesela. Her ne kadar aksini iddia etsem de acıtıyor çünkü. Kendimi suçluyorum. İnsan duygularından ötürü suçlu hissetmeli mi ? Kesinlikle hayır. Kendime bunu anlatmaya çok çalıştım. İçimden çıkıp karşıma oturdum, yapma dedim. Seni senden fazla düşünen yok, sen de kendine haksızlık etme. Bu bir yalnız insan kuralı sanırım. Değiştiremeyeceğin şeyler baş göstermeye başlayınca hayatını gözden geçirip yanlış yaptığın ilk yeri anlamaya çalışıyorsun. Ama hayat bi üniversite öğrencisinin bitirme tezi gibi değil ki. Üstünden geçip hata bulmak amansız bir çaba. Kabul etmek lazım ki o zaman her şey öyle oldu, çünkü öyle yaşanması gerekiyordu. Belki de yarın o gün farkında olmadan yaptığımız bir olay bize bir güzellik getirecek. Bilmiyorum. Açıkçası şu aralar sadece ikilemlerden oluşuyorum.
Hem süper gücüm hem de kriptonitim içimde. Kendime umut inşa edip bir dakika sonra kendi baltamla onu yıkıyorum. Buna herhangi bir isim, bir etiket takmak gerekir mi ondan da emin değilim. Emin olduğum başka bir şey var onun yerine. Artık anlamak yerine yaşamaya odaklanmalıyım. İşte bundan eminim. Sebebe değil sonuca odaklanmalıyım. Hayatın devam ettiği gerçeği başka türlü dank etmiyor insana.
Yine de sizi üzen insanların mutluluğunu görmekten kaçının. Her zaman en iyisi bu. Her işin başı sağlık lafını kullanıyoruz ama ruh sağlığımızı yabana atıyoruz hep.
Dışarıda bir şekilde yaşam devam ediyor. Aslında her şey kendiliğinden oluyor. Zaman bir nehir, akıntının ters yönüne kürek çekip vakit harcamak fizik kuralına aykırılığımız. 
Ters yöne çektiğin kürek seni ne geri götürür, ne kollarının acısını dindirir. Sadece yorar. 
Aynı yerde durduğunu fark edince bir şey yapamazsın.
Oturursun, acını hafifletmek için sabitlersin kendini hayata, ağlarsın. 
Çok ağlarsın

..
Kendime İstiklalde yürümek için bir şarkı seçip kalabalığa karışıp yürümek istiyorum,
Yürürken yabancı omuzlar çarpsın omuzlarıma ardarda çarpışmalar yaşamak istiyorum 
Ziraa tanıdığım omuzlardan biri denk gelir belki..






SON OLARAK,
TEŞEKKÜRLER KAPTAN
Beni dinlemiş kadar oldun
Sen uzaklardayken seni çok iyi tanıdım

No comments :

Post a Comment