Burada da hiç merak etmeyeceğiniz fotoğraflar paylaşıyorum

Instagram

Sunday, July 6, 2025

32. Yaşım ve 17. Yılın: Burada gözyaşları ile karışan yazım ve anlam hataları var


Merhaba ben Simge.. Hala kitabımı yaz(a)madım..32 yaşındayım..Buraya en son 28 yaşında yazdım..Bekledim..Çünkü savaşıyordum, öğreniyordum en çokta susuyordum. Yaş aldıkça kayıplar daha çok öğretiyor..Yoruyor..Test ediyor..Travmalarımız minor olarak hayatımıza daha çok dahil oluyor..

Hayatım birden bire değişti. Bütün gün bilgisayar başında rocket science yapıyormuş gibi bodoslama bir iş hayatında tersine dünyada yaşamaya başladım. Haliyle durum böyle olunca işten eve gelince ya da herhangi boş bir zaman diliminde klavye okşayasım gelmedi. Hikaye attım sandılar ki hayatım şahane..Belki ben o makyajı yaparken aşağıda bahsettiğim hikaye için kaç kere denedim o eyelinerı sürmeyi. Gözyaşlarımı dindirmeyi..Evden çıkarken kendimce olan rutinimi tekrarlayıp size karşı her şey normalmiş gibi kalabilmeyi..Ama binlerce sesli notlarım var benim..Ve bir gün ben de diğerleri gibi buradan yok olursam halka açık olsun o sesli notlarım..Her neyse ya işte,

Bu esnada çok gördüm..

Öğrendim..

Kırıldım.. 

Sustum, geçiştirdim çünkü gerçekten kendim dışında olan dramalar, üçüncü kişiler hiç umrumda olmadı..Çünkü ben buraya sadece bodoslama geldim. Öyle herhangi bir plan yapmadım. Detay, dedikodu falan sevmem ben sizler gibi. Planlar yapmadım, yapmayacağım da..Çünkü yarın burada olacağımın garantisini veremiyorum..

Bir ara babam öldü benim..

17 yıl oldu bugün..

Benim babam öldü yani babalar hiç ölür mü bilmem ama..her gün öldü baya 2008 den beri her gün..

Sonra babannem öldü..Başka insanlar da öldü tanıdığım tanımadığım. Dünyanın bir ucuna geldim, kimsem yokken en yakın arkadaşım oldu. Sonra en yakın arkadaşım da öldü. Yeni bır repliğim daha oldu. Insanın en yakın arkadaşı ölür mü. Hem de hiç haber vermeden..

Meğerse insan ölür-müş..

Ölmeyen insan da öldürürmüş bir başka insanı ya da insana geçici olarak verilen bu doğayı, en çokta kadınları, çocukları

Bugün eskilerden birine şöyle söyledim: babam tarafından bir tek amcam kalmış..sonra güldük sadece.

Barış Manço nun dediği gibi ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca. Babam olsa Ahmet Kaya falan açardı. Listede o da var halbu ki..severdi  "Arka Mahalle" şarksını. Tabi ben anlamazdım o zamanlar..Simdi ise diyebiliyorum ben derdimi kimseyi söyleyemedim..başıma neler geldi sana diyemedim..

Erteledim..Klavyeme Türkçe karakter yükledim ama düşünemedim tüm bu yazım ve imla hataları esasen domain değiştiği içindi. Seneler sonra senin şerefine halka açık burada yazıyorum yeniden. Ama yazdığım her kelimenin altındaki red flagler tüm gözyaşlarımı ve dikkatimi dağıtıyor. Ama bu kez vazgeçmeden seneler sonra ilk dizüstü yazımı tamamlayacağım. Senin için bir kez daha..Başladığım noktaya sırf geri dönebilmek için..Esas dediğimiz o en temelde esasen ben burada neydim kimdim bir kez daha söylemek için..

Belki de hiç söylemedim

Belki de hala söylemem

Ama kendime son zamanlarda birçok kez söyledim..

Anılarım var hep sana dair, ne biliniyor ne de söyleniyor.

Söylüyorum ben hep "esasen" çünkü burada yazmayı bıraktığım günden beri günün herhangi bir saatinin herhangi bir hayal kırıklığında "ses kayıtlarım" var benim. Binlerce hem de!

İş yerinde yazıcıdan çalıp yazıp yazıp eve getirdiğim A4 baskılı duygularım, gözyaşlarım var benim..

Bir şeylerin retrosuna geldi bu yıl ki dönümün belli ki..

Eskilerden kırıp döken biri yazıyor bana şuan GMT+3 den..Bana Cumartesi gece 11:06..Benim ise kalbim fırlatma stage 4 te..

AI makalesi okurken bir yandan TV de YouTube da videolar dönüyordu. Tesadüflere inanır mısın bilmem ama hiç alakasız o eskilerden bir film Aşk Tesadüfleri Sever başladı birden. Youtube da Full Film HD izle ne ara başladı inan bilmem. Üzdü açıkcası..Algoritmanın beni bu filme hiçbir şekilde getirme geçmişim yoktu ama geldi buldu beni. Bıraktım ben de bir süre izlemeye başladım..

Sonra dedenin kalp krizi geçirdiği sahnede durdum ben. Başladım ağlamaya ama tam bir ağlamak değil..Insan ne garip..Her aldığım yaşta başka bir hayrete düşüyorum..ağlama stili değişir mi insanın hiç.

Bazı gözyaşları var mesela zorla akıyor. İçinde gücünle bir savaşan gözyaşları onlar!

(MAUDE 45 South). 

Ben burada Müslüm Gürses-Itirazim var dinliyorum istersen sende dinle..

Uzun zamandır yazmasam da tarzım aynı biliyorum. Tıpkı kendim gibi, evi-hayatı herkesten çok düzenli fakat kafasının içi de bir o kadar dağınık. O yüzden kendimi bildim bileli, sen beni evladın olarak kabul ettiğin günden beri benim kafamın içi hep dağınık.

Sonra bir şekilde bir takım olaylar oldu. Seni haberlerde bile görmedik. Çünkü büyük şehirlerde yaşayan sıradan aileler değildik biz. Kimse senden, seni benden alan şuan serbest kalan o katilden bahsetmedi, sen ve benim bütün çocukluğum sıradan bir mahkeme dosyasında açıldı ve sanırım 19 yıl sonra ben çoktan çok uzaklardayken kapattılar o dosyayı. Sen günlerce hastanede direndin ve ben seni bir gün kaybedeceğimi o esnada hiç düşünemedim. 

Ne ayıp oysa..Bana fikrimi soran hiç olmadı bu dosyada. Adalet hali hazırda böyle iken ben duygu durumu karışık adamları, bencilikte sıkışan arkadaşlıkları yargılamayı bıraktım, herkesten sessizce gittim. Sadece sessizce çekildim..Bazı gerizekalılar da kendi üstüne alındı bu durumu..yani 14 yaşında babası öldürülen bir insanla hiçbir şey yaşamamış bir insan aynı duygu zekasında olamaz gibi. Bu meğerse 30 lu yaşlarda kendini belli ediyormuş. Biliyorum hep söylerim *acılar yarıştırılmaz* ama bahsettiğim çok başka. O yüzden boş muhabbet gördüğüm herkesi silmeye başladım 30 lu yaşlarımda. Hala nasıl bu kadar gerizekalı insan var aklım onu da almıyor. Argo yapmayacaktım ama aptal aptal hareketler vardı bende hiç olmaması daha iyi dedim ve sildim kim varsa, daha az konuşmaya falan başladım. Neyse dosya diyorduk..

Kimse de kalkıp demedi ki aradan 17 yıl geçti ben hala aynı göşyalarında boğulurken dizlerimin üstüne çöküp ölürken -Adalet- bunun neresinde..Gerçi biz adaletten son zamanlarda bahsetmeye başladık. Babam öldüğünde sosyal medya böyle olsaydı o meçhul büyük ihtimalle kafasına sıkardı. Bilirdim ben de çekip onu vurmasını oysa ki..Ama ben seni öldürmezdim. Seni dünyanın sonuna, en berbat gününe bırakırdım tek başına..Öyle ya bir çok durumda ben hep tepkisiz kaldım hep. Her neyse ya işte,

Kimse 14 yaşında bir kız çocugunun bir gün 32 yaşına geldiğinde aynı acıyı her sabah uyandığında yaşayacağından bahsetmedi o davada, o dosyada. Adalet ya bu oysa! Adam diyemeyeceğimiz o meçhul şuan sıradan boş hayatına devam ederken biz dağıldık..Kız çocuğu 32 yaşına geldi hala baba diye kapıları kilitleyip kendi kozasına çekiliyor.

Meçhul bir mektup bırakmıştı 14 yaşındaki kız çocuğuna sene 2008. Kız çocuğu sadece hep bu kadarını bildi. Pişmanmış meçhul..Herkes bir şeyleri yapıp sonra pişman oluyor. Her şey değişti ama bu klişe hiç değişmedi çünkü bu pişmanlık bir yalan ve yalanlar değişmez.

Şimdi o kız çocuğu o hiç okuyamadığı, sıradan bir avukatın dosya arşivinde kaybolan o mektuba bir kez daha cevap veriyor. Tek bir paragraf ile, 

Sen benden sadece benim babamı değil, hayalimdeki mesleği, yüzümde taşıdığım çizgileri, herhangi bir insana tanıdığım sevgi süresini, güvenimi, kendi ülkemde ailem ve sevdiklerim ile yaşayabilmeyi, birini doya doya sevebilmeyi, uykularımı, doğum günlerimde üfleyemediğim mumların alevini, etrafımdaki insanlara karşı olan sabrımı ÇALDIN. Bir gün geriye bir tek kalan annemi kaybetme korkusunu, onu yalnız bırakmak zorunda kaldığım pişmanlığın yükünü, her yıl Temmuz ayında hayatın akışında devam etmem gerekirken tıpkı senin benim babamı bıraktığın gibi bitkisel bir hayat yaşama ritueli BIRAKTIN.

Ama bir tek şey kattın bana o da ne olursa olsun vazgeçmemem gerektiğini, çok iyi rol yapabilmeyi,14 yaşımdan bu yana tek başıma hayatta kalmayı öğrettin bana. Durum böyle olunca da sevemedim ben hiç. Ben hiç birinin beni sevebilmesine izin veremedim. Öyle açlık oyunlarından hallice savaştım hep ben. Bir ilişkinin bütün yüklerini hem kalbimde, hem de sırtımda taşımaya çalıştım ben hep senin bana yüklediğin yükler yüzünden. Hep hesabı ben ödedim, kimse beni evime bırakmasın ben kendim giderim falanlar.. Yürümedi hiçbir ilişkim o yüzden. Şaşırıyor insanlar sonra ben üç parmağı geçmeyen ilişkim olduğunu söyleyince de. Her biri de senin bana bıraktığın izler yüzünden bitti. Her biri senin benden babamı acımasızca aldığın sebeplerden dolayı bitti..Demem o ki sen sadece babamı değil beni de aldın benden. O mahkemelerde kimse bu ihtimallerden bahsetmez. Hiçbir terapi de bunu çözmez.

Ben sırf senin yüzünden gururumu yere indirip çocukluğumda hiç sahip olamadığım aileme ağladım gelecekteki aileme. Kaçtım o adamlardan ben! Hep ben yaparım dedim, sana gerek yok dedim. Herkesi en ufak bir kusurda sildim ben. Gördüğüm her mutlu aile tablosunda mutluluktan bir başkası için ağladım ben. Çünkü tanıdım kendimi hiçbir zaman sahip olamayacağımı.

Ben de düz bir hayatı seçebilirdim. Annem, babam ve ben..Dünyanın öteki ucuna gelmeyecektim belki de..Sıradan bir hayat yaşayacak basit ama mutlu bir ailem olcaktı. Ama sevinme öyle erken. Sayende başardım ve daha çok başaracağım. Sen sadece bi kız çocuğunun ailesini dağıtttın ama ben binlerce çocuğun hayatını iyileştirmek için yaşıyor ve çalışıyorum burada sevdiklerimden uzakta. Ve her birinin mutluluğu senin karmana döner. Benim karmalarım hep bir şekilde döner :) Sen ve senin gibiler bu dünyada hiç olmamalıydı, bırak bir mahkeme dosyasında olmayı bu dünyadaki en küçük karbon izini taşımayı bile haketmiyor sen ve senin gibiler. Ironik ama sizin bir yanlışınız ile bizler üç doğru getiriyoruz neyse ki.

Sen sanma ki yaptıkların unutuldu. Umarım bir gün aklına gelir bu yaptıkların ve bu yazıma denk gelirsin. O gün bir tane daha mektup yaz ama bana değil kendine. 

17. yıl bugün ve bu kez ben kaybıma değil kaybıma vesile olan sana yazıyorum. Çünkü ben acıları aştım artık ne acı ne de öfke var. Sadece farkındalık. Çokta güzel iyileştim, başardım ben. Bıraktığın izlerin de 32. yaşımda farkına vardım. İzin vermiyorum o duygulara yenilmeye. Sana da ilk ve son mektubum olsun burdan. Vardır çocuğun, dilemem ki çocuğun benim yaşadıklarımı yaşasın. Çünkü severim ben her birini. Ama sen unutma bugün 17. yıl, sen benim tüm sevgimi benden aldın. Babam dışında geri kalan her şeyi iyi ki benden aldın ve ben babamın yansıması olarak geri döndüm buraya.

Sana şimdi anka kuşundan bahserdim ama senin cehaletin anka kuşunu anlamazdı. Sen boşver..Sen suçunun 17. yılında dışardasın ya her ne yapıyorsan, ne yaşıyorsan bil ki hepsi bir ilüzyon. Benim içimde her gün ölen ve dirilen umutlarım var seni uyutmayan. 

Ben Simge 32 yaşındayım. Sana bir mektup yazdım bugün. Belki vardır bir sevenim dikeni üstünde senin bıraktığın travmalarımın..Ama bu mektubun sahibi, yok ettiğin bir hayatın yansıması. Bil isterim.

O yok ettiğin hayat

Herkesin saygı duyduğu

Herkese koşan

Kendinden önce herkesi düşünen

Herkese güvenen

Hayatı ciddiye almayan, hep gülen

Cebinde ne varsa veren, sırf keyiften herkese halil ibrahim sofraları kuran

Bir gün hep ölecekmiş gibi yaşayan bir adamdı

Ben de onun yanısması.

Babam ve ben.

Biz sadece yaşarız sırf başkaları mutlu olsun diye.

Ben burada hiçbir yanlış bulamadım ama bize çok yanlışlar yaptılar.

Bilmem ki bir gün beni de sırf bu sebepten biri öldürür mü.

Belki de başka bir ölümün daha sebebi sen olursun.

Çünkü ben son nefesimde bile suçlu bulacağım seni.

Yani adalet bir kez daha yanıldı. 

Ama son günüme dek hayatımı doya doya en güzeli ile yaşayacağım.

Sana hırsız diyorlar bu arada. Oradan da ceza yemişssin.

Zaten hiç şaşırmadım.

Bilmem ki bazı -insanlar- neden gelir bu dünyaya. Her neyse,

Bu kavga bitmez öyle bir mektupla.

Ama ben mutlu oldukça sen bu kavgada erirsin gibime geliyor.

O zaman duy şimdi son kez beni, ben o gece o yere düşürdüğün adamın yansımasıyım.

Sen ise sadece bir ilüzyon.

Benim babam hep Avustralya ya gitmek istedi: Geldim

Benim babam hep Afrika ya gitmek istedi: Gördüm ve göreceğim daha fazlasını da. 

Plan yapmam dedim ama babam için yapacaklarım plan değil MUST

O okulu da açacağım babam için onun anısı hep yaşayacak.


06-07-2025

Yusuf & Simge


26 comments :

  1. Simge seni cok seviyorum iyi ki geri geldin yazdın!

    ReplyDelete
  2. Canım Simgem ne güzel bir kalpsin sen

    ReplyDelete
  3. ah benim güzel kalplim

    ReplyDelete
  4. Sen tanıdığım en güçlü karakterdeki öğrencimsin. Sevgiler BT

    ReplyDelete
  5. ❤️😢 🫂🫂

    ReplyDelete
  6. 💜 Simmyyyyyy google translate even got the message here. I’m right here with you.

    ReplyDelete
  7. Simgeciğim, sen her zaman çok güzel bir örnek öğrenci oldun ve hala olmaya devam etmektesin. Işığın hiç sönmesin güzel kızım

    ReplyDelete
  8. Abla podcast yap lutfen

    ReplyDelete
  9. Güzel, güzel kalpli bir kızın içtenlikli yazısı. Ağlayayım mı alkışlayayım mı bilemedim. 😥👏📚🌻

    ReplyDelete
  10. Ağlarken yazıyorum bu satırları. Sen ne güzel bir kalpsin güzeller güzeli Simge’m.

    ReplyDelete
  11. Reading Turkish blog here!! Just sending you good vibes.

    ReplyDelete
  12. Simsim love you. You re not alone!

    ReplyDelete
  13. İyi ki varsın Simge! ❤️

    ReplyDelete
  14. Bugüne kadar gördüğüm açık ara en iyi transparan bir anlatım dili. Çok çok iyi!

    ReplyDelete
  15. Canım simgem özyaşları ve gurur içinde okudum yazdıklarını. Aramızda binlerce kilometreler olsa da hep yanındayım ya ı da olacağım ❤️

    ReplyDelete
  16. Çok üzüldüm ağlattın

    ReplyDelete
  17. Harika bir yazı olmuş güzel kapli güzel kızım benim

    ReplyDelete
  18. Sen hep gül Simge 💜

    ReplyDelete
  19. Just run this through google translators then copied to ChatGPT. Hit me so bad 🙁

    ReplyDelete
  20. Zaman makinesinin bulunamamasından mütevellit hep geçmiş, gelecek arasında sıkışıp kaldığımız bu fare labirenti deneyi gibi hayatlarımızda, yazı belki de en büyük zaman makinelerinden biridir. Geçmişi, geleceği ve anı birleştiren nadir sanatlardan. Yazmayı hiç bırakma!

    ReplyDelete