Sevgi süreklilik bildiren bir eylem. Sevmek zor.Bir aileyi,dostu,sevgiliyi sevmek çok zor.Bir takım sorumlulukları var.Benim kaldıramadığım türden sorumluluklar.Sevmediğimden değil.Çok sevdiğimden zor.Ben, çok acı çektiğinde, çaresiz kaldığında, sinirlenip sinirini sevdiği insanlardan çıkaran kötü biriyim.Dilimin, sabrımın ayarı yok.Üzüldüğümde yalnız kalmak için itiyorum hepsini.Yalnızlığı tercih ediyorum daha gerçekçi bulduğum için.Uzak kalamamaktansa uzaklaştığım insanlar oluyor yani.Biraz daha kendim olabilmek, biraz daha yalnız olabilmek için. Bir süre sonra herkes bir parça koparıyor çünkü, herkesle biraz daha eksiliyorum. Zaten o yüzden uzaklaşıyorum, en çok da kendim olmaktan.
Ben hiçbir zaman sevgimi bağıra bağıra yaşayamadım.Gündüzleri anneme sıra arkadaşım muamelesi yaptım, gece o uyuduğunda ona olan sevgimden dolayı baş ucunda nefesimi tuta tuta ağladım.Hiçbir zaman babama koşarak gitmedim sevdiğimden.Babacım diye boynuna sarılmadım.Bulduğum her fırsatta iğneleyeci sözlerle onunla uğraştım, uzaktan uzağa sevdim hep onu.Ben hiçbir zaman ananemi doya doya öpmedim formaliteden sarılıp geçiştirdim.Sevdiklerime bana veda etme fırsatı yaratmadım hiç.Hep burnumun dikine, ben kendim başımın çaresine bakarım havalarında gittim geldim bunca yıl.Kimseye muhtaç etmedim kendimi.Keçi gibi bir inadım var çünkü.Bir konuda aslında deli gibi yardıma ihtiyacım varken kimseye seslenmedim.Çaresizliğimle kendim savaştım.Bu savaşlardan ya alnım ak çıktım ya da kimseye duyurmadan öldüm.Başım sıkıştığında hep kaçtım.Kolay yolu seçtim.Aslında kolay diye sandığımız bu kaçış yolları hep en zorudur.
Sahiplenmiyorum.Birinin bana karşı olan sevgisine sahip çıkmıyorum.Cüzdanımı dolduran kağıt parçalarını, yastığımı, hiçbir şeyimi..Mesela hiçbir yer evim gibi gelmiyor artık,doğup büyüdüğüm ev de evim gibi gelmiyor.Emanet dolabı gibi her yer benim gözümde.Kaldığım yerlerde belli bir süre sonra olmayacağımı bilmek güvensizlikten başka bir duygu vermiyor.Aynı şey girip bir süre dolandığım kalpler için de geçerli. Sahiplenemiyorum, olduğum evi, odayı, yatağı. Bir gün bırakıp gideceğimden değil, bir gün asla benim olmadığı yüzüme çarpılır diye.Sahiplenmeden yaşayınca, sahip olduğum şey genellikle bir bavul dolusu eşya oluyor. İnsanlar benim kullandığım bavulla sadece tatile gidebilirken ben bütün hayatımı sığdırmaya çalışıyorum. Mutlaka bir şeyler eksik, yarım kalıyor. Giderken kaldığım yerlerde bir kaç parça şey unuturum, insanlar sorumsuz olduğuma kanaat getirirler sırf bu yüzden. Oysa bir yerlere izimi bırakmaya çalışıyorum ben sadece, bir gün unutulacağımı bu denli içten bilirken hatıram olsun diye. Genelde elimde kalan bir avuç anı olur, artık geçmişten başka ortak bir şey paylaşmadığım insanlarla. Bazen geçmiş bile yeterli olmuyor hatta. Çünkü geçmişin ortak özelliği herkesin onu kendince hatırlaması veya hatırlamamasıdır.
Sıkıldım artık.Karşınızdaki insandan fazla şey bekliyorsunuz.Ondan içinizdeki devasa boşluğu doldurmasını ve sizi sonsuz sevmesini istiyorsunuz.Herkes aynı sevmez, sevemez.Sevmek illa sevdiğine karşı iyi ve kusursuz davranmak değil.Şiddet de bir çeşit sevgidir.Öfke de..Kızıyorum, bağırıp, kasıp kavuruyorum diye bencil yapmayın daha fazla.Gittim diye sevmedim sanmayın.Uğradığım kim varsa çok sevdim ben.Ben o kadar çok sevdim ki şimdi burda bir başıma mutlu bir yıl diliyorum kendime.Küçük bir fotograf çerçevesine sarılıp uykuya dalmaya çalışıyorum.Tüm keşkelerimle "neden gitti?" diye isyanlarımla. Benim derdim kendimle o sebepten,
Sırf sizi daha çok yıpratmayayım diye kendimi dört duvar arasına sıkıştırdım ben.Çünkü siz narinsiniz..Bana benim asıl istediğim şeyi asla veremeyeceksiniz.Ayrı takılalım, uzak kalalım, samimi olmaya gerek yok çünkü samimiyetinize inanmıyorum.
Kusura bakmayın ben sizi sevmeyi haketmiyorum.
Kurtulup gidenlerin Allah gönlüne göre versin.
Kalanlara ise Allahtan bol sabırlar diliyorum.

No comments :
Post a Comment