Burada da hiç merak etmeyeceğiniz fotoğraflar paylaşıyorum

Instagram

Saturday, January 4, 2014

Dokuz Aylık

Korkmuyorum seni kaybetmekten
Aşkıma ait söz etme



Mahalle askımdan söz etmiş miydim? karşı apartman değil çapraz değil onun yanında ki..Hah! işte tam da o.Yaş farkı bilincinde değildim henüz.Onunla aramızda ki tek mesafe boy farkıydı.Annemin mis kokulu perdelerinin ardında kendime onun için bir gözlem evi oluşturmuştum.Top sesini işittiğim an perdenin arkasında gizlenir onu arardı gözlerim.Görünce, o dönemin en hit şarkıları midemde çalardı.Önden bakınca etek arkadan ise şort olan en sevdiğim pembeli eteklerimi giyer , beyaz spor ayakkabılarımı anneme bağlatır aşağı fırlardım.Ceplerimden taşan tasolarımı ona verebilicek kadar hayrandım ona.Her gün küçücük kalbime kocaman cesaretler ve umutlar yükleyerek merdivenlerden beşer beşer atlayıp parka koşardım.Ama asla yenemeyeceğim bir şey vardı, oyuna kendimi dahil etme sorunsalı "ben de oyna..,be..,ben...,oynaa.."
yok işte çıkmıyor o iki kelime ağızdan. BENDE OYNAYABİLİR MİYİM!!!! diyemedim. Kenarda aptal kızlarla seksek oynadım hep. Tam futbol maçları bitti hava karardı o, hep birlikte saklambaç oynayalım diyecekken yukarılardan bi yerden gelen o acı ses 'simgeeee hadi kizim baban geldi yemek hazir'
-of tamam annööö yeaaa of yaaööööaağ- Gözüm gönlüm arkamda onu diğer kızlarla saklambaç oynamaya bırakıp gidiyordum ben yine.Eve gidince anneme dünyaların tribini atıyordum,neden acıyordu bilmiyorum ama canım acıyordu işte.Tabağımı alıp balkona kurulup onları izlerken yemeğimi yemeye çalışıyordum.Sessizlik oldugunda beni belki farkeder diye çatalımı yere atıyordum, bir gün işe yaradı kafasını yukarıya doğru dikti, ellerini beline koyup terlemiş yüzüyle bana doğru bakarak , 
gelsene dedi.Yutkunamadım..Zaman durdu sadece kafamı sallayarak onay verdim.İçeri girdim ve altı yaşında ki bir kız çocuğunun yapamayacağı bir şekilde anneme ve babama rest çektim.Babam gidemezsin dediğinde,
"baba, eğer annem için sana gitme deseler sen onları dinler miydin?" dedim ve koşarak aşağı indim.
ANA! bunu dedim evet dedim ve henüz ALTI yaşındaydım.

Kapıdan çıktığımda ayakkabılarımın bağlanmadığını farkettim.Kafamı kaldırdığımda bana bakıyordu onunla ilk defa göz göze geldim bütün tabiat olayları ruhumda birer birer yaşanıyordu, her nefes alışımda bir yaş daha büyüyormuş gibiydim
-benim bağlamamı ister misin dedi. Utanıp kahrolmakla, mutluluktan bulutlara çıkma ironisi arasında sürünüyordum.Cevap veremedim ama o eğilip bağladı.Kendimi Cinderella gibi hissettim o an, büyü bozulsun istemiyorum diye sayıklıyordum.Benden uzun gölgesinin peşine takılıp gittim.ve oyun başladı, ebenin ya da oyunda kimler oldugunun hiçbir önemi yoktu benim için.Kaçmaya başladı arkasından benden koştum onun gittiği yere benden daha önce varmıştı yalnız değildi ama ben böyle HAYAL ETMEMİŞTİM.Dış kapının dış mandalı olmuştum o an.belli ki üçüncümüz olan kızda benden büyüktü.Sürekli SOBE çığlıkları yankılanıyordu kulaklarımda.X kızı benim prensime -Nasıl yer bulmuşum ama burda asla bizi bulamazlar dedi.Prensim ona güldü ve yanağından onu ÖPTÜ.Tekrardan prensi öpüp kurbağa olsun istedim,x kızı ölsün istedim onu patlayan şekerlerle boğmak istedim bitli saçlarını kökünden kesmek istedim kafasını duvara yapıştırıp o benim demek istedim..Öyle olmadı.Ben kaybetmekten korkmam hiçbir zaman.Bu sürünceme bitsin istedim Prensimi öperek değil kafamda kurbağaya çevirdim.Ses çıkartıp ayağa kalkarak yerimizi belli ettim ve ebeye doğru yürüdüm aptal ebenin beni heycanla sobelemesi umrumda bile değildi
tam da -eeeh sikerler modundaydım.Sobelendim, sırf onlarda sobelensin diye.Öyle de oldu.
Gidip az ilerde dokuz aylık oynayan ezik tiplerle gol sevinci yaşamanın daha heycanlı olacağına, dış kapının dış mandalı olmanın bana eğreti duracağına karar verdim ve ben her zaman ki arkama bakmadan gittim..

Dokuz Aylık..Doğurtmak..ister kalede ister potada..
Futbol topunun bana doğru geldiğini farkettim 
ve birden ağzımdan -Murat bende oynayabilir miyim lafı çıktı.
Evet, canımın bir yönden yanması bir şeyleri aşmama sebep olmuştu.
Kendime olan güvenim gelmişti,kendimi en birinci hissediyordum 
ve futbol oynamakta kararlıydım
bana efendilik ve tatlılıkla ne yapmam gerektiğini öğrettiler
Zevk aldım
Heycanlandım
Huzur buldum
kızlardan iğreniyordum,kızlar narindi,kızlar sıkıcı ve yılışıktı
O günden sonra tek sahip olmak istediğim benimde bir NIKE total 90 ım olmasıydı.
Kısa sürede oldu da.Artık perde arkalarında kimseyi gözetlemiyor pembe etek giymiyor 
fifa 99 şarkılarını dinliyor
ve en sevdiğim sokak arkadaşlarımla akşama kadar futbol oynuyordum
Ben asla kaybetmem, eğer bir şeyi bir defalığına mahsus kaybettiysem bu bilinçli bir kaybediştir
sağlam kazanmak için.
O günden sonra oyuna dahil olmak isteyen artık ben değil, Kurbağaya çevirdiğim prensim oldu
Ama hiçbir zaman o da buna cesaret edemedi
onun bana yaptığı gibi gelsene dememi bekleyen bakışlarla ortalıkta gezindi
Gel demedim.
Ben kimseye gel demem kötü bir ego ama demem bilirim çünkü 
her gel deyişlerinin ardında koca bir gidiş vardır
En yakın arkadaşlıkları en samimi dostlulukları o vakit kazandım ve hepsi erkekti.
Hepsi tertemiz çıkar ve kız peşinde olmayan okul vakti tudem derecesi kovalayan saf gözlüklü tabiri caizse sizin o ezik dediğiniz insanlardı.Ve o insanlar o kadar mükemmelle yakın ve eğlenceliler ki
iyi ki X kızı gibi kokoş birisi,gözümde büyüttüğüm 
hiçbir işten anlamaz prensimi öpmüşte ben büyümüşüm diyorum

..
çokca vakit zaman geçti
üzerine ne hayranlıklar yaşadım
ben büyüdüm herkes büyüdü
sevmeler bana göre değilmiş dedim
zamanında uyumadan önce hayalini kurdugum o çocuk 
şimdilerde yüzüne bile bakmayacağım
sıradan biri oluvermiş
X kızı ve prens ne okumuş ne adam olmuş
x kızı evlenmiş
prens babasının dükkanında beklermiş 





bu da o şarkılardan bir tanesiydi sadece
şimdi sadece tadını çıkartıyorum 


2 comments :

  1. Çok keyifli bir yazı olmuş, inanılmaz tatlı ve realist birisin

    ReplyDelete