Nedendir bilmem, insanların içinde hep iyiyi aradım ve karşılaştığım ilk şey kötülük oldu.
Muhtemelen her kadın sözlü yahut fiziksel, tacize uğramıştır. Garip bir şeyin normalleşmesi bir insanı bu kadar üzmese keşke.
Annemle konuşurken “Neyse ki değişti artık, eskisi kadar laf atan olmuyor” dedi. “ Değişen bir şey yok anne, sen hedefleri değilsindir artık” dedim. Güldük. Yahu sağlıklı bi insanın bu diyaloga belki saatlerce ağlaması lazım değil mi ? Annem yıllarca bu baskıyı yaşamış, şimdilerde benim bu baskıyı yaşadığımı biliyor. Elimizden o kadar bir şey gelmiyor ki sadece gülüyoruz. Sırf üzülmesin diye arabayla takip edilişlerimi, yüzüme bakarak küfür edilmesini ya da ağzının suyu akarak laf atılmasını anlatmıyorum. Sırf telaşlanmasın, aklı bende kalmasın diye.
Küçük bir şehrin küçük bir mahallesinde büyüdüm.Mahallemiz dizi setinden halliceydi. Manavından birahanesine her şey vardı. Birahane ister istemez her zaman yolumun üstü olmuştur. Önünden geçeceğim diye zaten uzun olan okul eteğimi daha ne kadar uzatabilirim tedirginliğinde geçiyordu her günüm. Sözle, önümü kesmeleriyle taciz ediliyordum sürekli ama bağırıp karşı çıkarsam olay çıkıp ele güne 'ben' mahcup olurum diye gıkımı çıkartmıyordum. Sonuç olarak erkek baskınlığı ile "ben yapmadım, ben söylemedim sana öyle gelmiştir" diye üste çıkabilirdi, çıkıyorlardı.
Oradan kurtuldum ve büyük şehre geldim en basitinden bir gün metroda bir adamın yanaştığını fark ettim, kalabalıktı biraz da. Kötüye yormadım, kulaklığım da takılıydı ilgilenmedim o tarafla. Başka bir adamın bana baktığını fark ettim, kafamı kaldırdım. Diğer tarafa geçmemi işaret ettiğini gördüm. Çok sorgulamadan öbür tarafa hareket ettim. Arkamdan gelen adam ilk durakta indi. Hiçbir kötü şey düşünmek istemedim, kalabalıktan belki onun da sıkıştığını inanmaya zorladım kendimi. Ama niyetinin düşündüğümün tam aksi olduğunu anlamam için suratına bakmak yetmişti aslında. Bazı insanlarda olur bu, içindeki kötülük yansır. Bunu tarif edemem, bir renk veya mimik değil bu. Sadece bakış.
Küçük çocuklarla göz göze geldiğimde gülümsemeyi, mimik yapmayı ya da el sallamayı çok severim. Geçen gün üst geçitte benimle ters tarafa giden küçük bir çocukla göz göze geldim. Taş çatlasa 9 yaşında bir erkek çocuğu. Gözlerini dikti, yine o bakış. Benden kaç yaş küçük olmasına rağmen ürktüğümü hissettim. Görüş açımın son evresinde küfür etti. İlk fark ettiğimde gülümsemeyi planladığım çocuk. Bu yaşlarında bunu hak gören, daha sonraki yaşlarında neleri kendine normal olarak beller, fikri bile korkunç.
Yalnız binemediğim taksiler, tamamı erkek dolu binmek zorunda kaldığım dolmuşlardaki yüreği ağzındalık duygusu, karanlıkta sokakta yürürken tedirginlik hali, benim ve çok sevdiklerimin başına gelen inanılmaz iğrençlikler ve çok yakından şahit olduğum fakat paylaşmak istemediğim nice olaylar.
Her ne kadar kötü haber duyarsam duyayım önce bir “Belki öyle değildir aslında, onu yapmak istememiştir” diye insanlardaki iyiyi görmeye çalışırım. Şimdiye kadar başarılı olduğum söylenemez. Evet, insanlar kötü. Dünya gittikçe kötüye gidiyor. Erkekler de kadınlar da kötü. Kadınları dövüyorlar, erkeklere tecavüz ediyorlar, hemcinslerini taciz ediyorlar. Bunları yapanların tek ortak noktası; kendilerini güçlü ve bunu hakkeden biri olarak tanımlamaları.
Hayattaki bütün yanlışlar yanlış tanımlardan doğuyor. Yine ve yeniden.
Olmamış gibi davransak düzelir mi sorunlar ?
Belki de bu yüzden bu konuyu konuşmaktan hep kaçmak istedim. Hiçbir şekilde tahammülüm olmayan bir konu; tecavüz. Bir insanın başka bir insana saldırabilmeyi kendinde hak görebilmesi düşüncelerin bence en iğrenci.
Tecavüz ne bir madde kullanımının, ne bir cilvenin/gülümsemenin, ne de giyilmiş/giyilmemiş bir kıyafetin sonucu değildir. O ancak kirli bir zihniyetin ürünüdür. İnsanların zihniyetlerine ne yazık ki temiz bir bez geçmek yahut süpürge tutmak mümkün olmadığı için ancak sesimizi duyurmaya çalışarak bir şeyler başarma ihtimalimiz olduğunu düşünebiliriz. Çünkü bir adam yolun ortasında karısını bıçaklarken, hakkettiğini düşündüğü için yardıma gitmeyen insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Çünkü sevgilisi bir kızın kafasını kestikten sonra “O da evine gitmeseymiş canım” diyenlerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Çünkü lanet olsun ki sadece gece vakti dolmuşa bindi diye tecavüze uğrayıp yakılan bir kız için hala kötü konuşanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz.
Bunları yapan, bunları yapanları haklı görenler her gün aramızda. Hani bazen dar giydiğin zaman pis pis bakıyorlar ya sana, bunlar onlar işte. Hani ağızlarından iyi bir insan olmayı düşürmeyip ilk fırsatta kötülük yapıyorlar ya, bunlar hep aynı insanlar. Şimdi utan, ağla, küfür et, hiddetlen, hatta belki sokaklara çıkıp bağır. En azından sadece bu aynı ırktan olduğumuzun utancı için. Üstünde baskı kurmaya çalışanlara farkında olmadan bile olsa verdiğin her taviz için. Belki de sadece bu ülkede yaşadığın için, elinden bir şey gelemediği için.
tecavüz için ne yazık ki yalnızca insan olmanız gerekmiyor, uçkuruna düşkün bir insan karşında nefes alsanız yeter. Tebrikler, doğruların kalmadığı yanlışların büyüdüğü bir dünyaya her sabah gözümüzü açıyoruz.
buradan ne kadar haddim olur bilemem ama madem öyle işte böyle politikası ülkemize gelmeli her şeyin hesabı kısasa kısas ile görülmelidir.Yoksa daha çok gözyaşı dökülecektir.Bu son olaylardan sonra tek ümidim o insanlıktan nasibini almamış karaktersizin hapishanede, yaptığı her şeyi diğer mahkumlar tarafından kendisine tek tek yapılması. Tecavüzse tecavüz etsinler ona da, her tarafını şişlesinler ama öldürmesinler acı içinde dört duvar arasında bir ömür kıvransın.

Simge'cim çok güzel yazmışsın,23 yaşındayım ve karanlık da yürümek den tenha bir yerde yürümek den korkuyorum.Neden mi? Olur da kaldırımın diğer ucundan bir kadın yürür de yolunu değiştirir korkusu var içimde .Ki çokca oluyor bu durum artık önümde bir kadın varken gündüz vakti bile olsa yolumu değiştirir oldum onlar çekinecek diye ben rahat yaşayamaz oldum ..
ReplyDelete