Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi...Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım. Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA KALBİN..
Senden her vazgeçişimde, artık bu sayfa tamamen kapandı dediğimde, alıştığımda senden kalan boşluğa, tam da ileriye bakmayı beceriyorken nasıl oluyor da canlandırıyorsun kendini? Nasıl oluyor da hissediyorsun seni öldürmek üzere olduğumu ? bana ilginç gelen tek şey bu... Aramızda var olan ama bugüne kadar ikimizinde çözemediği bir çekim mi var? ... ilk gidişinde de böyle olmuştu. “tamam artık bu herşeyiyle bitmiştir” dediğimde çıkıvermiştin karşıma tekrar. Unutmuyorum o akşamı. Bi önce ki gidişide de dönüşü olan geceyi unutamadığım gibi. Odama çekilip kitabımı okuyorken, çalan telefona pek aldırmamıştım... “kim olacak ki bu saatte” gibisinden şaşkınlığı belirten bir duygu belirmişti beynimde. Açtığımda telefonu sendin karşımdaki. “ne yapıyorsun” diye sorduğunda, şaşkınlığım biraz daha artmıştı. “tam da seni öldürmek üzereydim” diyemezdim. Sanki bir acelen varmış gibi hızlı hızlı dökülüveriyordu ağzından sözler... “seni görmek istiyorum,nerdesin” dediğinde, elimdeki kitabın az önce okuduğum bir cümlesi çarpmıştı gözüme; “Görmüyor musun? Bocalıyor insan, aranıyor hep,yer değiştiriyor, yükünü atmak ister gibi...” telefonum çalmadan birkaç saniye önce okuduğum bu sözde canlanmıştın birden. Susuyordum... Oysa sen gurur yapıp ağırdan aldığımı düşünüyordun, çoktan pişman olmuştun söylediklerin için. Atamıyordun çünkü “yükünü”... sana belli etmesem de heyecanlandırmştın beni. ama bu heyecanı paylaşamazdım senle. Biliyordum çünkü yine kayıplara karışacağını...
O kaybettiğin neşeyi, o çok eskiler de kalmış mutluluğu özlüyordun sen aslında. Ben sana, o anlarını hatırlatmaktan öteye gitmeyen birisiydim sadece. Bunu sen de biliyordun, başlamakla bitirmek arasında kaldığın o sayısız günlerin, bir türlü kurtulamadığın bu tutarsızlığın sebebi de buydu işte, sen beni değil bende hatırladığın o eski neşeyi, o deli dolu günlerini özlüyordun...Sen gerçekleşmeyen hayallerine takılı kalmıştın , benli günlerine değil. Bilmezsin tabi sen; benim için ya hep ya hiçtir... ya tam vardır ya da hiç yoktur... O yüzden beni yok sayman için elimden geleni yaptım. Bunu içim kanaya kanaya yaptım. Mecburdum buna, çünkü ben bir saniye olsun kalamazdım senin olduğun yerde, ben senin gel-git seanslarının içinde mutlu olamazdım. O akşam telefonda ağzından dökülen hiçbir şeyi yaşatamadın bana. Çünkü sen o akşam benimle değil, düşlerinle konuşuyordun. Beni düşlerinle eşitlemek istediğinde ise hiç başaramıyordun bunu... Başarsaydın eğer; kendini şimdilerde olduğu gibi hatırlatmak zorunda kalmayacaktın. Belki de hiç unutulmayacaktın...
Benim de hisettiğim bir şey var, seninkinden farklı.... sen nasıl unutulmaya- hatırlanmamaya yüz tuttuğunda, bunu fark edip kendini bir şekilde hatırlatıyorsan ; Ben de sana, sen de var olan bir şeyi hatırlatıyorum bu günlerde. Sen kötü durumdasın en az benim kadar... Bunu hissediyorum. Sen zaten bütün duygularda benden az atlatıyordun vakayı. Vicdanın soluğunu kesiyor bazı geceler... ve o, zamanında atamadığın yükün daha da artmış gibi... yoksa neden kendini öyle yada böyle hatırlatmak zorunda kalasın ki? her şey bitmişken... ayrılık kelimesinin hakkını tam olarak verememişken... ve bir mucize olmadan, bir araya gelmemizin imkansız olduğunu bile bile kendini neden hatırlatasın ki? ! işte senin belirli aralıklarla, farklı yollarla kendini ortaya çıkarma gerekçen bu... rahat değilsin.. istediğin gibi gitmiyor hayat. Benim bunu bildiğimi, bunu hissettiğimi biliyorsun. Anlıyorsun bunu. Tetiktesin o yüzden. Bir yanın o mucizenin gerçekleşmesi için duacıyken, bir yanın da (nispeten kendi güçlü hissettiğin zamanlar) bu nasıl olsa olmaz, hayata geçmez, hatalarımı kabullenip önüme bakmalıyım diyor. Bunu uzun bir süre başaramazsın. Çünkü vicdan sızısı insanı kolay kolay terk etmez. O yüzden önüne bakmayı beceremediğin her an, aklına o mucizenin gerçekleşmesi için ettiğin dualar gelecek, tazelenecek dün’ler... ve günden güne artan o yükünü boşaltmadıkça önüne bakamayacaksın. Baksan bile ileriye doğru bir adım atamazsın. Çünkü tutuyorum seni! Vicdanın oldum içine girdim. Ben olmasam bile benim duygularımdır ya da senin yok ettiğin anlamsız kıldığın umutlarımdır her gece soluğunu kesen, vicdanın olup içine giren.... Uykularını kemirip de kendini bana hatırlatmana sebep olan belki de benim..? işte bu yüzden seni bu kadar çok severken yokluğumla iyi gecinmeye bak ..


hoşlandığın birinin oldugunu bilmek üzücü
ReplyDeleteöyle biri yok kullanmıyorum :)
Delete:) süte verecektim kendimi alkol niyetine
Deletefacebook'ta mesajlarının diğer kısmına bakarsan belki sevinebilirsin.
ReplyDeleteve hoşlandıgın biri kim bilmek isterim ki bana söyleyeceğinden ise eminim, sen benim cocukluk sevdam ve vazgeçmediğim tek şey'sin belkide Herşeysin.. tanı beni .
diğer kutusuna düşecek kadar hiç kimse olmuşsan demek bi değer kalmamıştır
Deletealakası yok sadece facebook kullanmadıgım'dan ve arkadas olmadıgımızdan, yoksa benim diğer kutusuna düşme ihtimalim olmamıştır sende.
ReplyDeletesen sadece diğer kutuna bak.. bunlarıda sil güzel yazın ... olmasın.
ReplyDeletesadece sen lazımsın sadece lazımdın, ve halen günlerce belkide bundan önce aylardır bekliyorum, bir bak sadece belki içinden gelmiyor bakmak ama sen bak hatrı vaardır belkide.
ReplyDeletesevmek sevmekse eğer sevmek sevmemektir poki topum :))
ReplyDelete