Başkalarına hitap ettim hep; yani birisi kıyafetimi, dış görünümümü ya da bana ait herhangi bir şeyi görüp bayılır, imrenir.Ama tüm bunlara rağmen hayatta köşede kalmışlar vardır, bilirsiniz. Ben öyleyim. Yani metroya son dakikada binenler gibi, üzerine çevrilmiş her gözden rahatsız. Kolumu oynatsam bile herkes yadırgayacakmış gibi, hayatın detaylarını önemsemeden yaşayan ama bir olay olduğu zaman detaylarına çok takılan kendi içinde çelişik biri. Gülsem olmaz ağlamam imkansız diyerek duygularını birbirine karıştırmış ve doğru hissetmeyi kendi içinde imkansız hale getirmiş biri. Herkesin sevdiğini sevmekten, yaptığını yapmaktan kaçınmasına rağmen farklı olmayan biri. Yani sıradan biriyim.Ama yine de bir parçam her zaman farklı hissetmeye itti beni. Mesela ben hiçbir zaman babama aşık olmadım. Ya da babam benim kahramanım olmadı. Sadece babamdı işte. Benim için çok fedakarlık yapan ve karşılığında sevilmeyi bekleyen. Bazen beni yok kere kıran, bazen hiç beklemediğim anda bana sevgi gösteren.Telefonun ucunda ki O adam.En yakınımken en uzağım olan asla bir konum hakkında yorum yapmayan herşeye izin veren, hiçbir zaman çözemediğim, çözemeyeceğim bir adamdı. Bana örnek olarak hep güçlü duran, beni güçlü durmaya zorunlu kılan adamdı. ve o gidince birden AŞKIM oluverdi. Meğerse başından beri öyleymişte , kıymet bilmemişim.
Hiçbir zaman en yakın arkadaşım annem olmadı benim. Sevgisinden şüphe etmem tabi ki. Bazen bir şakaya benden fazla ihtiyaç duyan, bazen en basit şakama bile sinirlenen bir kadın.Babam öldükten sonra yalnız kalan solgun kadın.. Çok şeyden benim için fedakarlık etmiş bir kadın. Hayatının zorlaştığı her anda ailesine sarılan bir kadın işte. Biraz her anne gibi. Biraz da hepsinden farklı. Özelimi hatta günlük yaşamımı bile hiçbir zaman anlatmaya çekinmediğim biri. Beni kurtaracağını bildiğim biri.
Ben hayatta kendi etrafındakileri mutlu etmek için çabalamaktan istediği gibi yaşayamayan insanım. Yine de kimseye yetemem. Etrafta her zaman daha güzelleri, daha iyileri, daha akıllıları, daha duyguluları, daha dürüstleri vardır. Ben ben olurum, odama çekilirim her zaman.
Ben konuşurken uzun ve süslü cümleler kuramayan bir insanım.Bir masada asla konuşan dikkatleri üzerine toplayan olmam olamam istemem. Çok fazla duygu besleyemeyen bir insanım. Fazla gülen ya da ağlayan bir insanım. çevrem tarafından hep melek olarak sıfatlandırıldım. Bu benim kaç kez kırıldığımı hatırlatır sadece bana. Her zaman biraz eksik olacağımın farkındayım bu yüzden. Sadece böyle göğüs kafesimden tren geçer gibi bir baskı hissettiğimde yazarım. Bu kadar.
Hayatımı biraz hafifletmek için değişmeye karar verdim bu yüzden. Bütün dünya uyum içinde yaşıyor ve bundan sadece ben rahatsız oluyorsam hata bendedir değil mi ? “Yaşamak, bir başkası olmaktır.” der Fernando Pessoa. Sırf bu yüzden her gün farklı hissetmeye karar verdim. Kendi kendime inşa ettiğim hapisten kaçmak istedim.
Artık sadece yanlış yerde yaşadığımı düşünmüyorum. Benim bütün büyük sıkıntılarımın en temel kaynağıydı bu. Ben yanlış yerde değil aynı anda yanlış zamanda yaşıyorum. Bunu değiştirmemin imkanı yoksa ikinci hatayı yani kendimi farklılaştırmaya mecburum.
Eski hayatımı özledim, bazen hala özlüyorum. Bir şeyi özlemek ama onu istememek nedir bilir misiniz ? Dilerim hiç bilmezsiniz.
ve şimdi biraz dinleyelim, bitsin tekrar çalsın..

No comments :
Post a Comment