Burada da hiç merak etmeyeceğiniz fotoğraflar paylaşıyorum

Instagram

Thursday, September 6, 2012

Kirmizi Burun


Ağlamak bir lükstür. Şimdi Google’ı açıp ağlamak diye aratsanız ağlamanın bilmemne hormonunu salgılattığı için iyi hissettirdiğini okursunuz. Ben yıllar önce gazetede okumuştum. Çok da kurcalamadım. Aslında duygusal bir insanım. Ama 11 yaşımdan itibaren ev hariç hiçbir yerde, hiç kimsenin yanında ağlamadım 17 yaşıma kadar. Sanırım maclarda antrenörüm (adını vermem) üzerime gelir ağlatır o kadar.
Ağlamayacak kadar katı olamadım hiç. Kırılgan biriyim, ama ağlamazdım kimsenin yanında. Dişlerimi sıkıp kendi başıma olacağım bir yere gitmeyi öğrendim. Ağladığım tek yer evimdi, öyle ya.
Zayıflık olarak görülür ağlamak. Birisi ağladığınızı görür görmez güçlü olmanızı, kendini toparlamanız gerektiğini söylerler. Güçlü olmak ağlamamak, suskun durmaktır gerçek hayatta. Ağlamanıza izin vermezler. Sokakta ağlayamazsınız dönüp bakarlar. Birisi sizi ağlatsa yanından kalkıp gitseniz nerede ağlayacaksınız, sokakta bile ayıplarlar.
Bazıları daha şanssızdır. Bir ağlasa yarım saat suratından silinmez izleri. Gözler dolu, damarlı, burun kırmızı olur. Yaşları silmek yetmez, kıpkırmızı bir burunla ortalarda dolaşırsın: “Merhaba ben ağladım”
Kızların ağlaması daha kabul edilebilir bir durumdur pekala. Erkekler ne yapacak? Erkeklerin ağlamasına kimse izin vermez. Onların hiç gözleri dolmaz mı?
17 yaşıma geldiğimde, çok sevdiğim bir sevgilim oldu. Onun yanı, benim evim gibiydi hatta. O yüzden onun yanında ağlayabildim. Bu cümleyi kendime tekrar etmemem gerekirdi. Kızlar sevgilisinin yanında ağladığında erkekler bunu çok sevimli bulur, en başta. “Kıyamam sana” Karşısında burnu kırmızı, gözleri dolu bir kız. Ona sarılmak isterler, hatta gözyaşlarını elleriyle silmek isterler. Dediğim gibi, sadece en başta. En fazla beş defa. Hiçbir şey aynı gitmez
Utanmaya başlar, yanındaki kızın utanması onu çevreye rezil eder. Birisinin yanında ağlamak bazen onu suçlamaktır. Bunu bilir. Yanındaki kız ağladığı için suçlu O’dur. Ağlamasını susturmadığı için suçlu O’dur. Kız artık ağlarken hiç güzel değildir. Burnu pancar gibidir. “Biri şu kıza ağlamamasını söylesin” Önemli olan kızın hisleri değildir artık. Önemli olan elalemin ne diyeceğidir. Küçükken evde gürültü yaparken annelerimiz bize komşuların rahatsız olacagını söylerdi. Önemli olan eğlence değil, elalemdi.
Birinin yanında ağlamak hem onu suçlamaktır, hem de umutsuzluktur. Kız ağlar, adam susar. Gözünü silmez bile. Yanından kalkmaz bile. Kıyamadığını iddia ettiği kıza kıymak bir yana, ondan nefret ediyordur artık. Birinin yanında ağlamak, ondan nefret ettirmektir kendini. Kimse anlamaz, birinin yanında 15 dakikadan fazla ağlamak işin bittiğini ifade eder. Ordan kalkıp gitmelidir muhakkak. İşte zayıflık odur. Zayıflık ağlamak değil, gidememektir. Bazen ağladığınız için terk edilebilirsiniz.
Onu affettim. Onu unutmak için affetim. Ama kafamda iki şey kaldı. Biri yediğim yemekleri kusmama sebebiyet vermesi, diğeri o yaşları silmemesi. Ben ağladıkça o nasıl duruyordu bilmiyorum. Hiç anlamaya çalışmadım. Hiç anlamadım o vakit. Halbuki cevap çok açıktı. Bu nankörlük değil, ama ağlamama göz yummasını hiç affetmedim. Bir gün, o gün, beni ağlattığında yanından kalkıp gitmediğim için kendimi affetmedim.
Konuşarak çözülmeyecek sorunlar olduğunda ağlarsınız. Ama bazen ağlamak rahatlamaktan ziyade baş ağrısı verir sadece, bir de yanınızda sizden nefret eden bir adam. Hiç anlamam, yanındaki kızı ağlatan adamın hiç mi içi sızlamaz?
Bu soru çıkış noktasıdır. Hayır hayır burdan konuyu düşünmeye başlayın demiyorum. Bu soruyu soruyorsanız gidin demek istiyorum. Çıkış noktası gidiş noktasıdır. Ağlamak biter çünkü gidince. Öyle oldu bende. Gözümden bir damla yaş damladı, çok sonra. Bazen ağlamayı durdurmanın çözümü o kadar basittir. Hem siz rahatlarsınız, hem o artık elaleme rezil olmayacagı için rahatlar. Bir adamın yanında sadece ağlamaktan başınız ağrıyorsa kalkın gidin. O kadar basit. Ya da pişman olun.
Sizi seven bir adamsa ağlamanıza dayanamaz. Bu bir kıyamama hali değildir üstelik. Yanında zilyonuncu kez ağlasanız da durdurmaya çalışır. Güldürmek ister. Bazı adamlar sizi sevmez ama sizi güldürmek ister. Canınız o kadar sıkkınken, ağlamak üzereyken hayatın devam ettiğini söyler size. Jest yapar, yüzünüzü güldürür.
Yazının çok düzenli olduğunu düşünmüyorum, dağınık, uzun bir yazı oldu. Buraya kadar okuyanın alnından öpmek gerek. Ama ben bir şey hatırladım. Ben ağladığımda neden herkesin beni iyileştirmeye çalıştığını ama onun başından savmaya çalıştığını. Ama birisi daha vardı. Beni güldürmek için yere deodorantla ismimi yazıp çakmakla yakmaya çalışan biri. O yüzden beni ağlatan adamı kalbimden çıkarıp güldüren adamı hayatıma aldım. Hem de onu o kadar severdim ki, yazık etti.
Çünkü o minicik kımıldanma önemlidir. Mimiklerinizin aşağı düşmesi, birilerinin hayatınızdan düşüşüdür bazen. Tam tersi,yukarı çıkması ise bir “Merhaba”dır. “Hadi beni güldür biraz”

No comments :

Post a Comment